“´¯¥¯`” (gönül...'s profileSALAT VE SELAM BASTA EFE...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    kadın

       

    Şu fani dünyada erkeklerin kalbine nazil olmuş en güzel ayet olarak görüyorum kadınları.

    Ayet, Rabbimizin lütfunu haber veren işaret  demekse, kadın ete kemiğe bürünmüş bir ayettir.Sonsuz derinlikte sözler besleyen ruhu ve kalbi bürüyen bir ayettir. Konuşan bir ayettir. Karşına geçip dile gelir;

    Allah tarafından gönderildiğini söyler. Sanki dünyada ama dünya ötesi bir şeydir kadın…

     

     

    anlayana:)

    Adın, esirgeyen ve bağışlayan…



    Her andığımda bana eksikliğimi hatırlatan; dile kolay kalbe ağır adını anıyorum.Adın ki, durmadan çoğalır içimde.Adın ki bir emanet dilimde.
    Her tercih bir vazgeçişse eğer;benim tercihim Sen oluyorsun.Dilim en çok adını anınca, kalbim yalnız Seni hatırlayınca hayat buluyor.Adın, anlam katıyor adıma.



    Adın ki, büyük.
    Adın ki yüce.
    Adın ki en güzel…



    Ölüme doğru yürüyen bütün insanlar gibi ben de küçüğüm.Avuç içindeyim, açılsa düşeceğim.Bu sabah gözlerime yerleşen tefekkürle Seni söylüyorum.Yüzlerce, binlerce kez söylüyorum,yetmiyor.Art arda ve hepsi farklı anlamlardaki isimlerini söylüyorum.




    İki tesbih boncuğu arasında bir kalp kaç kez çarpar, sayamıyorum.”İkrar”ın sukutu oluyor suskunluğum.Az ve öz olan bir anlayışla ve kıbleye doğru bir bakışla Seni anıyorum.Andıkça çoğalıyor anlamların.Adın ki sonsuzluk..
    .Adın ki ahd ve vefa…



    Evimdir dediğin kalbimin en naif köşesine bırakıveriyorum ismini.Harfler ruhuma dokunuyor.Bir su damlasını doldurmayacak büyüklükteki küçüklüğümü hissediyorum.Devasa bir huzur yanağımdan süzülüyor.Ellerim Sana doğru uzanıyor:”Sevgine talibim” diyorum;affına ve rızana…



    Cevabını duymuyorum ama duyduğunu biliyorum.Eğer ki adın “en gizli sesleri işiten” olmasa, nasıl bilirim bana “buyur” dediğini.”O adı günde yetmiş kez anın” diye buyuruluyor.Ve biliyorum ki kalp kapağı dakikada yetmiş kez açılıp kapanıyor.



    Sen,kimsenin göğsüne iki kalp koymamışken ve kalpleri ancak Sen değiştirebilirken kalbimin dik durmasını istiyorum Senden.Bir muska gibi takıyorum ruhuma adını.Adın ki “gizliyi bilen, sırları gizleyen…”
    “Neden O var?” dediğimde herşey canlanıveriyor?Hayat adın geçince niçin allı morlu renklere bürünüyor?



    Nasıl oluyor da Sen gelince aklıma,omzumdaki ağırlık azalıp ruhumda bir şölen başlıyor?”O, onsuz olmayandır.”diyen filozofa kulak verince,gözlerim neden böyle doluyor?Sen ki “hiçbir şey kendisine denk olmayansın”.Sen ki “yüceliğinde yakın, yakınlığında güzel” olansın.Ben yer ile gök arasında, ümit ile korkunun ortasında, düştüğüm kayaya tekrar tırmanmak istiyorum.



    Sorduğun suale “bela” dediğim günden bu yana, ismine sığan meale kulak veriyorum.Hayattan uzaklaşıp, gerçeğe yaklaşırken, va’dedilen günü bekliyor,ömrün gelip geçiciliğine tebessümler gönderiyorum.



    Ben; kulaklarım, gözlerim ve zihnimin işgal altına alındığı bir devirde seviyorum Seni.İstemelerim olmasa Senin için bir ehemmiyetim olmayacağını bilerek geldim kapına.
    Ve bunun için bağlıyım adına.Nasıl ki en çok alnım yere değdiğinde hissediyorsam Seni,öyle bir anda kapatmak istiyorum gözlerimi.Seni razı edecek bir gün istiyorum Senden.
    Ey “saltanatında kadim” olan adın düşüyor aklıma.Adın ki kuluna uzak olmayan…Adın, esirgeyen ve bağışlayan…



    Arının karnını yazan kudret ile semaları tanzim eden kudret aynı eldir.Kapkara bir gecede kapkara bir taşın üstündeki kara bir karıncayı gören de O’dur.Varlığın bir sebebi vardır.
    Sebebin de bir sebebi vardır.Ve herşeyin sebebi de büyük adındır.Sen olmasan,sınırsız sema gözbebeğime nasıl sığardı?Varlığımın sebebi, kalbimin sahibi,musibetimin ümidisin.Rahledeki Kitap,neydeki nefes,içimdeki ses adını fısıldıyor.



    “İsmine sığan her şey kendisinden azdır.”Adın “Baki”, adın “Kafi”…Adın en güzel isimler sahibi…
    “Kimi sevsem,Sensin.”Bilirim ki kainata dağılmış bütün sevmekler isimlerine karşı verilmişbir muhabbettir.



    Vaha sandıklarım çöl oluyor, kıyılarıma vurup giden insanlar anlamıyor beni.Kuyularda kalıyorum, yardım eden olmuyor.Bir adın kalıyor her şeyden geriye.Ben kuyuya düşsem Sen kovanı sarkıtırsın bilirim.Menzili vefa olan bir bağı var dostluğunun.Yazın buharlaşmayan,kışın donmayan,sonbaharda yapraklarını dökmeyen bir dostluk…Dostluğundan cesaretle istiyorum Senden:



    Ne olur Sana en güzel göründüğüm an, al beni yanına.Aşk susturduğu oranda büyür,büyüdüğü oranda sustururmuş.Susuyor,Seni dinliyorum.Adın için yaşıyorum.Adın ki bir emanet dilimde.Adın ki, eksilmeyen tek kelime…

    mutluluga dair 40 ayet

    186495bna73841p9

     

    Mutluluğun formülünü saklayan 40 ayet

    İsra 37: K

    ibirli olma, alçakgönüllü davran.

    Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.

    Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

    Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.

    Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.

    Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

    Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

    Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

    Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.

    Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

    Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

    İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

    Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

    Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

    Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

    Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

    Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

    Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

    Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

    Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

    Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

    Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

    Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

    Saff 2: Yalandan uzak dur.

    Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

    Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

    Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

    En’am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

    En’am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

    Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

    Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

    İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

    İsra 23: Anne ve babana ‘off‘ bile deme.

    Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

    Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.

    Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

    Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

    Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

    Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.

     

    Kaynak:

    Kuran-ı Kerim

    Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

    babb35a6ffc3dcdda84dbb5xv6.jpg 

    Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

    İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah…Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver..

    “Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”(inşirah/1)

    Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit,yağmur yağmur yüreğime,damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün.Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.

    “Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .”(inşirah/2)

    Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.

    “Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)

    Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü.Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla,kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak,rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.Amansızım,dermansızım,fermansızım.N’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.

    “Yalnız Rabbine yönel.”

    Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,bilirim geri çevirmezsin beni kapından.Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından,ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya,her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya,sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.N’ola ahh n’ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

    Hakk'tan sayılamayacak kadar lütuflar, ihsanlar; senden ise sayılamayacak kadar çok hatalar, kusurlar

     

    •                                                                                                 

    .Ey gönül, işlediğin suçlara, kusurlara karşılık, Hakk'tan özür dilemek için neler düşünüyorsun?

     O'ndan sayılamayacak kadar lutuflar, iyilikler, ihsanlar, vefalar gelmede, senden de bunca hatalar, kusurlar, cefalar görünmede...

    • O'nun tarafından, bunca keremler, senden ise, manasız aykın işler;

    O'ndan pek çok nimetler, senden ise sayılamayacak kadar çok hatalar suçlar, günahlar...

    • Senden bunca haset, bunca kötü düşünce, bunca dedikodu. O'ndan ise bunca ihsan, bunca lütuf, bunca iyilikler.

    • Yaptığın kötülüklerden, işlediğin günahlardan pişman olup da, candan

    Allah dediğin zaman, seni belalardan kurtarmak için senin imdadına yetişen, sana o duyguyu veren, kendini hissettiren O'dur.

    • İşlediğin günah yüzünden korkuyorsun, kurtulmaya çareler arıyorsun.

     Bir daha işlememeye karar veriyorsun, işte o anda bu duygularla için karıştığı, kendinden utandığın,

    kendini ayıpladığın, vicdanın sızladığı zaman düşünmüyor
    musun? Bu duyguları sana veren, bu pişmanlığa seni düşüren, senin içindedir.

     Sana çok yakındır. O'nu sen ne diye kendinde, kendi içinde göremiyor, hissedemiyorsun?

    • 0, seni bazen yaratılışına, kötü tabiatına bırakır, seni gümüş, altın, kadın sevdasına düşürür.

     Bazen de canına Hz. Mustafa'yı hayal etmenin nürunu verir de içini aydınlatır.

    • Seni bazen bu tarafa çeker, iyi adamlara katar, bazen de o tarafa çeker, seni kötülere ulaştırır.

     Kurtuluş gemisini korkunç dalgalarla hırpalar, onu kırar, parçalar.

    • Ey zavallı insan, bu düşüşlerden, bu hallerden sakın ye'se kapılma; gizli gizli o kadar çok dua et, geceleri, o kadar çok ağla, inle ki;

     sonunda yedi kat gökten kulağına kurtuluş sesleri gelsin.  

    Mevlana

    günün duası

    2440104916cc755145cdbg0
     
    Geldim,
    İlk gelişim değil ki,
    Yaşarsam biliyorum,
    Son gelişimde olmayacak.............
    Nasıl geldim ise önceleri,
    Yine geldim..............
    Gelmem gerektiği için geldim........
    Sen gelenleri red etmediğin için geldim.............
    Utanmadan,
    Sıkılmadan
    Arlanmadan.............
    Geldim.............
    Başka kapım yokki gidecek............
    Gelişler sana olduğu için,
    Gidişlerin sana olması gerektiği için.......
    Yollların çıkışı,Varışı Sen olduğun için..........
    İşlediğim,
    Bin kabahata,
    Bin günaha rağmen...............
    Af talebi için geldim,
    Bağışlaman için................
    Merhametine geldim,
    Rahmetine..........
    İçime düşen bir pişmanlık sebebi ile........
    Bir kez daha,
    Bir kere daha
    Geldim...........
    Ümitsizler kapısı değilki kapın,
    Bu umut ile geldim.............
    Tövbeleri kabul eden olduğun için geldim.............
    Geldim,
    Bugün yine sana geldim..........
    Kabul eyle ya Rabb...
    --------------------
    July 29

    Mirac kandilimiz mübarek olsun.dualarınızda unutulmamak ümidiyle

    261314074833a243391ojk7ot7
    Müslümanların hayır işlemekte birbirleri ile yarıştıgı bir zamanda Asıgı Masuga ulastıran mirac,
    günah batagında kurtulus mücadelesi veren bu zamanın asıklarını
    Yüceler Yücesinin huzurunu götürmek için bekliyor.
    Duam odurki:
    Alemlerin Rabbi içinde bulundugumuz su mübarek gecenin ve
    Habibi Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin ümmeti olmamız hürmetine
    (küçük-büyük) her türlü hata ve günahlarımızdan bizleri avf-ı magfiret etsin
    ve Huzur-u İlahiyyeye miracı bu gece ``Muhammed Ümmetiyim`` diyen herkese lutfeylesin.
    17tx8ej1
     
    BU GECENİN İHYASI:
     
    Receb-i Şerifin 27.gecesi Mirac gecesidir.
    Yatsı namazından sonra 12 rekat Hacet namazı klınır.
    Beher rekatta Fatihadan sonra 10 ihlas-ı serif okunur.
    Namaza niyet:
    ``Ya Rabbi,rıza-i serifin için niyet eyledim namaza.
    Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrarını göstererek muhabbetin ile müserref kıldıgın,
    sevgili habibin Rasul-i Zişan  Efendimiz hürmetine ben aciz kulunu afv-ı ilahine,feyzi ilahinee rıza-i ilahine mazhar eyle.``
    denir ve tekbir alınır.
    Namazdan sonra 4 Fatiha-ı  Serfe
    100 defa ``Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe vallahü ekber.vela havle vela kuvvete illa billahi `l aliyyül azıym``
    100 istigfarı serif
    100 salavatı serife okunup dua edilir.
    Bu njamazda ihlaslar 100 defa okunursa  veya bu namaz 100 rekat olarak kılınırsa
    bunu yerine getiren mü`min huzur-u ilahiye  namaz borclusu olarak cıkmaz.
    Mirac gecesinden sonraki ,mutlaka oruclu olmalıdır.
     gün ögle ile ikindi arasında 4 rekàt namaz kılınır.
    Her rekatta  Ftihadan sonra 5 Ayetel kürsi,5 kafirun suresi.5 ihls-ı serif.
    5 felak suresi ve 5 defada nas suresi okunur.
     

    günün duası

    345871748a116c2eaf9btf4vn5
    Öyle çaresizim ki Rabbim,

    çarelere ermiyor aklım…

    Bir yüzüm solgunken, isyankar öbür yanım…

    Öğütleri masal gibi dinliyorum…

    Nasihatler ninni misali geliyor,

    başımı sallıyorum.. sanki anlamış gibi…

    Beni takipte ızdırap.. Peşimden gelir kabuslar…

    Kimsem yokmuş şu dünyada senden başka! ..

    Merhametine uzatıyorum ellerimi…

    Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi..

    Dizginle çılgınlıklarımı…affet günahlarımı..

    Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı..

    Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma…

    Vardır bunda da bir hayır..

    Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana! ..

    Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi,

    ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar..

    Hüzünlerde olgunlaştır beni..

    Sen yolum ol! Sen sonum ol!

    Sen tut elimden, sana giden yollarda nurum ol!

    Sen derman ol şu volkanlarıma…

    Sensiz bir yürek ne kadar boş! ..

    Dağlar kadar günahlarıma,

    bir avuç tövbe kırıntısı getirdim…

    Kabul eyle Ya Rabbel alemin…

    Amin…

    Cennet uzakta değil...

    Cennet uzakta değil...

    Zaman sabahın

    seher vaktini kucaklamaya hazırlanırken gök kubbede hoş bir seda yankılanıyor.. ‚Essalatu hayrun minen nevm..’ namaz uykudan hayırlıdır.. gök kubbe bu sedayla O'nu zikretmeye hazırlanırken evinizde hoş bir muhabbet başlıyor..


    Mahmur olan gözleriniz ilahi nidayı duyan kulaklarınızla aydınlanırken sizde O'nu zikretmek için kalkıyorsunuz yarı ölüm olan uykunuzdan.. yine bir şükürle.. yine bir zikirle kalkıyorsunuz yatağınızdan..


    Ve önce siz alıyorsunuz abdestinizi ilahi huzura en güzeliyle varmak niyetiyle.. ve odanıza geliyorsunuz.. size cennet olan sizinde kendisine cennet olduğunuz eşinizi çağıracaksınız O'nun huzuruna varırken size eşlik etmesi için.. ki böyle bir çağrıda cenneti yaşayan eşiniz elbet ki en güzel bir cevapla kalkacak yarı ölüm olan uykusundan..


    Ve işte o an odanızda öyle bir aydınlık olucak ki.. hiçbir maddi lamba bu aydınlığı veremez odanıza.. çünkü bu aydınlık yüreğinizin aydınlığı.. çünkü bu aydınlık cennetin aydınlığı.. çünkü bu aydınlık O'nu sevmenin aydınlığı.. çünkü bu aydınlık kendisini sevene en güzel sevgiyi verenin vaat ettiği aydınlık..


    Ve işte seccadeler serilmiş oraya doğru.. gönüllerin coşkusunu en güzel yaşadığı kabeye doğru.. ön safta eşiniz.. orta safta yuvanızın gülleri bülbülleri evinizin neşesi çocuklarınız ve arka safta siz.. gözlerinizde tatlı bir göz yaşı.. ama bu göz yaşı acı için hüzün için akan göz yaşı değil.. en güzel huzura en güzel şükür için akan göz yaşı.. O'nu sevmenin O'nu yaşamanın göz yaşı..


    Dillerde Allah-u ekber nidası odanızda kulluğunuza şahit melekler.. yüreğinizde O.. gözlerinizde en güzel aydınlık.. ve siz.. ve eşiniz.. ve çocuklarınız..


    İşte cennetiniz.. işte huzurunuz.. işte yüreğiniz.. işte O.. ve işte O'nu sevmek..





    Müminin dünyadaki cenneti işte cenneti kendisine heran Onu hatırlatan ailesi.


    Rabbim tüm mümin ve müminelere dünyadaki cenneti yaşamayı ve bu cennet ile ebedi saadet olan ebedi cennete varmayı nasip etsin.


    Selam ve dua ile..

    özledim seni Ey Yar




    Özledim
    özledim, çok özledim seni YAR!
    Sevdana talip olmuşum, Kevser Irmağının yanında buluşmaya kaç var…


    ....................


    EN BÜYÜK YAR'e:


    YA RAB SANA HAVALE KULA ZULM EDEN BAŞLAR
    SUSTURULSA DA DİLİM SUSTURULMAZ Kİ YAŞLAR
    GÜNDÜZ GÜNEŞ ÜŞÜTÜR GECE YANGINLAR BAŞLAR
    BENİ SEVDAYA HİCRAN AŞKLARA YÂR KIL RABBİM......


    Ey Gül Yüzlü Sevdiğim, Gül yetimi yüreğimin sana bir maruzatı var;
    Bir gün senin isminle yanaştı bir yabancı yanıma kadar, “Gül kokusu getirdim “ dedi mutaf diyarından sana…Ve o anda Allah biliyor ya; yıkıldım ayaklarıma…


    Seherlerde mübarek gül kokunu kokladığım, sevgini yüreğime damıttığım anın hükmünden bu yana çıkmıyor aklımdan o kutlu sevdan...” Göz yaşlarımın duru durağı yok bilesin. Oysa bu hasreti zincirlemeyi ne çok isterdim...Ama özlemin biterse ben de biterim YAR….


    Ezanlara beş vardı, benim gönlüm sana akardı, Tüm sevdalarım şaha kalkmış, isyanlardaydı. Serçelerin ötüşleri ile kendimi avuturken, selamımı meleklerle saldım yollarına, …Ulaştı mı kutlu divanına?
    Can denizinin dalgası kıyılarıma vuruyor şimdi… Ne yıldız ne güneş, bana çare değildir. Ben ufkuma doğan ebedi güneşimin harında kavruluyorum an be an..Başka ne istenir ki EN BÜYÜK YAR’dan…
    Ey GÜL KOKULUM; sar beni şefkatinle…sana öksüzüm, sana yetimim, sana kimsesizim,....


    “İhvan” demiştin ya sen asırlar önce, ashabına… “Kardeşlerimi öyle çok özledim ki” demiştin henüz seni bilmeyen gönülleri kast ederek.. Biz bilmiyorduk ama sen bizi biliyordun… Çünkü top yekün zamanın ve mekanın peygamberiydin...Sendeki bu Hasreti dindiremeyen ashab ta, gıpta etmişti bizlere o gün… Şimdi soruyorum büyük bir umutla sürekli nefsime. 'Kardeş olmak nasip olacak mı acaba bizlere …Alnında secde nişanıyla Ak bahtlı olmaya layık mıyım ben de ' diye....


    Özledim, özledim, çok özledim seni YAR!
    Sevdana talip olmuşum, Kevser havuzunun yanında buluşmaya kaç var…


    Umut bu benimkisi.. İnancımdan doğan umudum. Hani sen demiştin ya 'Mümin umutsuz olmaz'..O yüzden sabrımı çile yapıp sarıyorum kollarıma, giydiğim bu divanelik gömleğiyle beraber..,Nefsimin temizlenmesi ve o ilahi nurun yansıması için başka kime yönlendirsem Kalbimi Ey Resulüm. Senden başka kimim var…


    Ey El-Emin, Sen ki ”Çocuk kokusu, cennet kokusu” demiştin ya koklarken kuzunun kuzusunu, Bu yüzden bebeğimi kokladıkça cennetteki kokunu duyuyorum diye her fırsatta, daha sıkı sarılıyorum yavruma. Denizlerde su çok olsa da bardağın kadar olacak nasibin denir ama, Ey GÜL KOKULUM, cüretimi bağışla talibim ben şimdi daha fazlasına! ...
    Sen ki cihana gelişinle Badiye Yaylasını bolluk ve berekete kavuşturan, “İstikbalin Şanlı Sultanı”. Bu yüzden mi seni andıkça göz yaşlarımın bereketinde boğuluyorum…


    Şimdilerde yürek bahçemde açan güllere dikenler dolanır oldu. Çok şükür Rabbim, tövbem olan nedametimle Rü'yetine talip olduğumdan beridir ki, temizlemek zor değil bilirim ancak; ellerimdeki bu kan şefaatçi olur mu bana yarın huzur-u mahşerde….
    Ben sevdayı sende tattım Ey Gül Kokulum…Sende öğrendim mum olup eriyişin mucizevi artımını….. Şimdi bu küçük gibi görünen şeylerdeki sevindiren ve ağlatan manzaranın büyüsündeyim… Peteklerden damla damla sızan bal gibi sözlerinle, istikbalimi seninle şekillendirdim..Ruhum seninle tatlandı artık.
    Sen “merhamet ancak cehennemlik kimselerde bulunmaz” dedin ya ben bununla öğrendim nefrete meylettikçe yüreklerin nasıl cendereyle sıkıldığını, bununla öğrendim kine mağlup oldukça suretlerin nasıl karardığını…bununla öğrendim nefislerin adi bahanelerinin kulu nasıl perişan ettiğini... Nitekim cehenneme odun da lazımmış.
    RABBİM SEVGİLİME KAVUŞMAK ÜZERE ÖLÜMLE İFTAR EDİNCEYE KADAR DÜNYA İLE ORUÇLU OLMAYI NASİP ET BANA…


    Külli sevda dururken cüzi sevdayla neden yetineyim
    Aç gözlülüğümü bağışla Rabbim
    Ben bu sevdaya talibim............/
    July 28

    MUSİBETLERİN ARKASINDAKİ GÜZELLİKLER

     

                             YOL ALIRKEN YOL GÖSTERENLER
                                     Bediüzzaman hz. talebesi merhum zübeyir Gündüzalp in mesajlarından bir demet...
    MUSİBETİN ARKASINDAKİ GÜZELLİKLER

    Maddî bir felaket gelip size çattığında, bu musibet size bir cihetten zararlı olur. Fakat bir çok sebeplerden size kâr­lar ve faydalar sağlar. Fâni dünyanın bu fâni belâsı sizin ak­lınızı başınıza toplatır ve hadiseleri daha büyük bir mânevî kudretle ve daha serinkanlılıkla muhakeme etmenize fırsat verir.
    Evvelce zarurî ihtiyaçtan addettiğiniz, görenek belasıyla luzumsuz ve müsrifâne yaptığınız masrafların ihtiyac-ı gay­r-i zarurî olduğunu ve israfkârane para harcadığınızı düşün­dürür ve gösterir. Sizi iktisat ve kanaatin tükenmez hazinesinin zenginliğine eriştirir.

    Gelirin artışı ile sarfiyatını ziyadeleştirmesi gibi ferdî ve içtimaî iktisadiyatını yıkan maişet darlığının mezarına hapse­den bir akılsızlık ve dira­yetsizlikten kurtulmasına sebep olur. Öyle malî bir sıkıntı vaktinde şu hususu da görmek ba­si­retine sahip olursunuz ki, eskiden vazgeçilmesi imkansız gibi görünen bir çok şey­ler hiç de öyle değilmiş.

    Kendi kendinize sormaya başlarsınız: “Acaba yaşamın biricik hedefi, maddî bolluğu ve zenginliği elde etmek, gü­nahlarla kalpleri karartan ve insanı mânen zehirli hançer­lerle yaralayan kötü eğlencelere dalmak, boş ve uyuşturucu eğlenceler peşinde koşmaktan mı ibaretmiş? Güya geçim dertleri bitmiyormuş gibi üstelik bu kadar lüzumsuz şeylere ihtiyaç var mıymış? Hayır, hakikat ve saadetle yaşamak asla böyle değilmiş” diye size akılâne ve müdebbirane bir muhakeme ve muha­sebe yapma meziyetine yükseltir.

    İşte o sırada hayatın ha­kikî gayesini ve kıymetini ve dün­yada dünya ve uhrâ saade­tiyle yaşamanın yolunu öğrenmiş olursunuz

    eb35018ac2f7bf339fbdc62ea719ed50.jpg

    İLMİN DEĞERİ

    Hz. Ali’den 1- İlim peygamberlerin mirasıdır.

    2- İnsan ölünce malı dünyada kalır. İlim ise sahibini ter­ket­meyip sahibiyle beraber gider.

    3- Bütün insanlar din işlerinde âlimlere muhtaçtırlar. Âlim­ler ise mal sahiplerine muhtaç değildirler.

    4- İlim, sahibini sıratı geçmesinde yardımcı bir kuvvettir.

    5- İnsanın değeri ilmi ile ölçülür.

    6- Cahiller ilim adamına düşmanlık gösterirlerse de bunların düşmanlığı onlara zarar vermez.

    7- Nadan, cahil, dikkafalı ve kendini beğenmiş kimselerle arkadaş olma.

    8- İnsanın kıymetini anlamak istersen, onun sohbet ettiği arkadaşlarına bak.

    9- Müstağni olduğum, muhtaç olmadığım zaman, dostla­rım dostluk gösterirler. Lakin bana bir bela gelirse düşman olup benden yüz çevirirler.

    10- İnsana yokluk gelince, insanlar onu hor ve hakir gö­rürler. Sözü ne kadar doğru olsa da, kendini beğenmiş kim­seler o söze hatadır derler.

    11- İlim öğrenmeye ça­lış, nur-u basiretle kendin anla.

    12- Bilenle bilmeyen, dâ­nâ ile nâdan bir olamaz.

    13- Bu kalpler birer kab gibidir. En iyileri faydalı şeylerle dolu olanıdır.

    14- Cahil kimseler, ken­dilerine seslenen her ada­mın peşine düşerler ve her rüzgârın cereyanına kapı­lır­­lar.

    15- İlim, servetten daha iyidir.

    16- İlim, tutulacak en güzel yoldur.

    17- Bilmediğinizi itiraf etmekten ve bilmediğinizi öğren­mekten çekinmeyin.

    * * *

    İnsanlar; dünyalarını payidar etmek için dinlerinden bir şey terk ederlerse, dünyalarını eskisinden daha beter ve va­him bir hale döndürürler.

    * * *

    “İlim ne büyük şeydir? Erbabını yüceltir.” (Hz. Ömer)

    * * *

    Cehilden daha ziyade fakirlik, ilm-i imandan ziyade zen­ginlik tasavvur olunamaz.

    * * *

    İlme çalışmak nafile namazdan efdaldir.                                                          31meidruppelmk3nw0lt0.jpg                                                      



    HERGÜN TAZE BİR HEYECAN

    Siz daima ileriye doğru yürümelisiniz. Her gün terakki­ler kaydeden hamleler yapmalısınız. Ruh kuvvetinizi hil­kat-i hikmet yolunda yükseltmede ve imanî hakikatleri masset­me­de bugünü dünden ziyadeleştirmelisiniz. Bu uğurda ve hiz­met-i Kur’âniye meydanında ve ubudiyette hareket ve fa­aliyet kabiliyetinizi her gün artırmaya uğraşmalısınız. Mücadele ve mücahede, savaş ve şahlanış gündelik ve da­i­midir. Cehd ve cidale, yepyeni bir güçle, ter ü taze bir sev­­gi ve tutkunlukla ve nihayette galebenin inancı ile sarıl­ma­lıdır.

    İnsan her gün yepyeni bir kuvvet ve kudret, mânevî bir haz ve zevk, güzel bir huy ve ahlâk, himmet ve gayretle uyan­­malıdır. Cenab-ı Hakkın bir fazl-ı İlâhî olarak hamlet­tiği fazilet-i asliyenizi ve hizmet-i kudsiyenizi ifa etmek azmi ve sebatıyla ile yatağınızdan fırlamalısınız.

    Atalet ve tembellik döşeğinde zelilane yatıyorsanız, irade ve gayretinizi kamçılayınız. Maddî ve mânevî hayatınızı ye­ni baştan kurmalı ve düzen vermelisiniz.

    Kendini, yaşamanın seline ve intizamsız ve başıboş sey­ri­ne kaptıran adam kendi kendini ölüme veya meyyit-i mü­te­harrik olmaya sürüklemiş olur. Yaratanına, sahip ve mali­ki­ne ibadet ve taat ve hizmet için cehd etmeyen kimse, kendi kendisini helâket ve felaketlere, hastalık ve sakatlık­lara uğratmış ve müptela etmiş olur.

    Âdemoğlu, daha başlangıçtan beri hep savaştı. Dinî ve dün­yevî hayatının bekâsı için fâni hayatını, mücahedelerle müebbed eyledi.

    Demek Âdemoğlu, dünyaya geldiği günden itibaren mü­ca­hedeye hazır olmalı ve bunu yaşadığı müddetçe de­vam et­tirmelidir. İmanla küfrün, din ile dinsizliğin Âdem Aley­hisselâmdan başlayıp devam etmekte olduğunu ve kı­yame­te kadar da devam edeceğini hatırdan çıkarmamalıdır.

     ebrululale.jpg



    NASİHATLER

    Arzı ve semaları bir kefeye; tevhid kelimesini bir kefeye koysalar, kelime-i tevhid kefesi ağır gelir.

    * * * * * İnsandaki nefs-i emmarenin en büyük felaketli davası: Riyasettir. Başkalarına tefevvuk hırsıyla himmet ve gayret etmek, hırs-ı sevab meyli taşımak, nefs-i emmarenin bir desisesi demektir. Böyle bir emmare-i nefisten henüz kurtulamayanlar, herkesin kendine ram olmasını, emir ve fermanlarına boyun eğmesini arzu ederler. Bunun için çalışır da, Rıza-i İlahi için sarf ettiğine kanî olarak vartaya düşerler. Emmarelik vas­fını taşıyan nefisler saadet ve selametten uzaktırlar. Bunun için; maddî-manevî menfaat ve ikbal, makam ve riyaset yolunda ona hisse vermemek gerektir. Amel-i salihin illetini yalnız ve yalnız emr-i îlahî olduğunu bilmeli ve ruhen, kalben, kalen ve fiilen yaşa­malıdır. Sırr-ı ihlasın ve halis niyetin dışında bir niyet taşımamalıdır.

    1- Geçtik ihsanından, bir mazarratı dokunmasın.

    2- Geçen geçti, gelene bak.

    3- Kendinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döver­ler.

    4- Gerekliyi, gerekmezken saklamalı.

    Milletleri büyük inkıraz ve inhitatlara sevk eden yegane sebep dinsizliktir.

    Bu milletin huzur ve emniyet, sulh ve sükun içinde. birbirleriyle kardeşçesine muamele ederek ilerlemele­ri, Nur Risalelerini okuyup okutmasına bağlıdır.

    * * * * *

    1- Kuvvetli ve cesur adam hasmını yere çarpan pehlivan değildir. Asıl kahraman adam, öfkelendiği zaman hiddetine ve nefsine hakim olandır.

    2- Nefse hakimiyet, en büyük ibadettir.

    3- Öfkeyi yutmak, ruhi ve nefsani bir mücahededir.

    4- Gazap, şerrin bütün nevilerini toplayan kötü bir haldir.

    5- 'Öfkelenme' demek; seni öfkeye sevk edecek şeyleri ve sebepleri yapma, öfkenin hakimiyetine meydan vermemek için nefsinle mücadele et, demek­tir.

    Hiçbir kelam, amelsiz kabul edilmez. Ve hiçbir amel de ihlas olmadan makbul değildir.

    * * * * *

    İhlas, Peygamberin yoludur.

    * * * * *

    Varis-i Peygamberî gibi büyüklere ve bu büyükler misüllü olana tazim gerektir. Tazim insanı küçültmez, bilakis yüceltir.

    * * * * *

    Ehl-i imanın ferasetinden sakının. Çünkü o Al­lah'ın verdiği nurla, hususan tahkiki iman kuvvetinin nuruyla bakar.

    * * * * *

    Aza kanaat, nefsin kısmetini kaçırmak demek de­ğildir.

    Allah korkusu veya sevgisiyle ağlamak, ibadettir.

    * * * * *

    Kerem sahibi olmak için, ilahi, kudsi sırlar sakla­mak şarttır.

    * * * * *

    Çalış, tembelliğe düşme, ömür azdır, vazife çoktur. Fani dünyada bakî saadeti kazandıran Nur Risalelerine çalışmaktan geri durma.

    * * * * *

    Hiç kimseye eziyet için çalışma, mü'mine iyi niyet, hüsn-ü zan besle.

    * * * * *

    Ferahlıkta, darlık saklıdır. Her bela, bir iyiliğin müjdecisidir:

    'Zeval-i elem, lezzettir. Zeval-i lezzet, elemdir.'

    * * * * *

    Dinî olmayan belaların Hak'tan geldiğine inanıp, sabretmek gerektir. Sabırlı insanlar Allah'ın nuru altındadırlar.

    * * * * *

    Rızkın için üzüntüye düşme. O seni arar; o kadar arar ki, sen onun kadar arayamazsın.

    JGK.jpg



    ÜMİT VE NİKBİNLİK (İYİMSERLİK)

    Her şeyin iyi cihetini ve güzel veçhesini görmek, yani imanlı bir nikbinliğe (iyimserliğe) malik olmak, gü­zel huy ve ahlâkla meşru dairede yaşamak ve bundan İlâ­hî bir haz duymak akıl, kalp ve ruhun her zamanki du­rumu ol­malıdır. Ruh, akıl ve kalp eğer maarif-i İlâhiye ile, ilm-i iman ve ma­rifetullahı ders veren Risale-i Nur’la salim ise; en tehlikeli anlarda, bedbinlik veren en ümitsiz hallerde, yaşamayı çok acı bulduğun en bunaltıcı ve buhranlı çağlarda, inim inim in­lediğin saatlerde bile nikbin (iyimser) olabilirsin. Nikbin olmakla da hayatın dağlarvari dağdağaları al­tın­da ezilmekten kurtulmak için şahlar gibi şahlanabilirsin ve şahlanmalısın.

    Bilhassa yeis, ümitsizlik ve bedbinlik hislerinin sana mu­sallat olduğu devrelerde ve zamanlarda bütün nikbinlik ve ce­saretini ele alarak yeisin attığı sefahet yatağından fırlamalı­sın ve fırlayacak kudretin özünde mevcut olduğunu bilmelisin.

    Gözlerinin ümit, saadet ve muvaffakiyet sürurunun ve sevincinin parlak kıvılcımlarıyla parladığını âyineye bakıp görmelisin.

    Sakın hiçbir zaman deme ki; her işin kötü gittiği bir sı­rada, insan nasıl ümitvâr ve nikbin olabilir?

    Nikbin bir vaziyete sahip olmak demek; daima kuvvet-i imanla dayanmaya, en kötü durumlarda bile herşeyi iyi görmeye, hadiseleri mümkün olabilen en müsbet, yani en olabilir taraflarını elde edebilecek surette karşılamaya hazır bulunan ruhun müsbet bir durumuna erişmektir.

    Ruh böyle bir durumu birden bire elde edemez. Ancak bilmelidir ki irade, sabır, sebat ve enerji ile herşeye vasıl olunur. Gelişigüzel yaşayan adam ölüme sürüklenir. Hadiseleri ve güçlükleri yenmek elinde değilse bile hiç olmazsa kendi kendine telkinlerde bulunmalısın ve istiğfar ve “hasbünallâ­hu ve ni’me’l-vekil” duasına devam etmelisin. 
     islama1_32.jpg             




       
                                                    2297.jpg                                                                                                 ' birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz mazide, birimiz müstakbelde, birimiz dünyada, birimiz ahirette olsak biz birbirimizle beraberiz'

    Türkiyenin gece görüntüsü

    Denver   

     
    Petersburg


    Paris
     

    Niagara Falls
     


    Las Vegas
     

    Chicago
     


    London
      ;



    Moscow
     

    Washington
     


    Singapore
     

    Vienna
     

    Cologne Cathedral
     
     
      
       
     TÜRKİYE 

     
     
    ÜZGÜNÜM .  
    ELEKTRİĞE % 22 ZAM GELDİ ....:))
     

    namaz


    Bir ben bir yalnızlığım bir de seccadem
    bir de şu gizem dolu ıssız vakitler
    O’na yönelen isteyen kulları bekler
    uzatsam ellerimi âsumana doğru
    süzülse âlem-i ulviye yüreğimden dilekler..
    secdemin miracısın sen
    bize lutfedilen huzur limanım
    sende durulur en âsi dalgalar
    sessiz bir fırtına içimde senli duygular
    gönül kapımı çalarsın o mukaddes çağrıyla
    En yüce olanın huzuruna çıkma vakti
    önce ruhum serinlemeli abdestle
    sonra huzura çıkmalıyım tekbirle
    tüm sorgularımı hesaplarımı atmalıyım bir kenara
    riyâdan arınmalı bedenim
    Ve.. yüreğim ümitle korku arası
    huşûyla durmalıyım o yüce divâna
    tek seccadem anlamalı beni
    yalnız o şahit olmalı gözyaşlarıma
    ruhumun derinlerinde
    gönül ummanımdan çağlayan
    sevdamı katmalıyım namazım sana..
    işlemeliyim en güzel sözlerle dualarımı
    unutulmaz bir râyiha olmalı
    senli dakikalarım
    bir buse bırakmalıyım secdede
    Rabbim’e en yakın olduğum yerde
    katmer katmer açmalı umutlarım
    gönül çiçeklerime âb-ı hayat olmalı
    cennet bahçelerinin kokusu dolmalı odama
    solumda cehennem yaklaşırken alev alev
    azrail beklerken son nefesimi
    sağımda cennet bahçeleri
    Ve ben Sırat-ı Müstakimde olmalıyım
    huzura ermeliyim kızıl şafaklarda
    kurtuluşun adı namaz
    fermanı af olmalı
    ötelere uzanmalı âh-u figânım
    bilirim sendedir derdime derman
    kanayan yaralarıma tek ilacım
    gözümün nuru namazım
    seninledir Rabbim'e vuslatım..
    bir damla düşse ötelerden yüreğime
    arınsa kalbimden suveydâ
    filizlense yeniden körelmiş duygularım
    bir ruveydâ dokunuş özümde
    Ve ben.. seninle hayat bulmalıyım..

    Züleyha Özbay Bilgiç

    GÜZEL Bİ HİKAYE

    Ensar kadinlarindan biri alisveris icin bir yahudi kuyumcuya ugramisti.
    Yahudi,musluman hanimin iffet ve namusunu lekeleyecek satasmalarda bulundu,
    ahlaksizca davrandi.Kadinin feryadi uzerine,oradan gecen ve hadiseye sahid olan bir musluman'da derhal kadini himaye icin kuyumcu yahudinin uzerine yurudu.
    Derken kaygaya tutustular.Musluman galip gelerek yahudiyi oldurdu.
    Oraya toplanan yahudiler'de musluman'i sehid ettiler.Ortalik iyice karismis ve yahudilerle yapilmis olan vatandaslik antlasmasi tamamen ihlal edilmisti.
    Bunun uzerine Resulullah,yahudiler'i topladi ve buyurdu ki:
    "Ey yahudi toplulugu!Allah'dan korkunuz!O'nun,Kureys'e oldugu gibi sizin basiniza'da bir ukubet ve musibet indirmesinden sakinin'da musluman olun!Cunku siz,benim Allah tarafindan gonderilen bir peygamber oldugumu biliyorsunuz.Bunu kitabinizda ve Allah'in size verdigi ahdinde goruyorsunuz."
    Ardindan'da muahedenin yenilenmesini teklif etti.Ancak yahudilerin cevabi kustahca oldu.Bunun uzerine Resulullah,Beni Kaynuka kabilesi'ne savas ilan etti.
    Musluman bir hanimin iffeti,iste bu kadar muhimdir.

    Ummu Hallad,Medineli hanim sahabelerden biriydi.Oglu Hallad'i yahudilerle yapilan Beni Kurayza Gazvesi'ne gondermisti.Islam askerlerinin geri donmekte oldugunu,bu arada Hallad'in'da sehid dustugunu ogrenen bazi muslumanlar,Ummu Hallad'in evine kosup oglunun basina geleni haber verdiler.O Islam kadini,basortusunu alip Resulullah'a oglunun akibetini sormak uzere kostu.Onu basortusuyle goren biri hayretle dedi ki:"Oglun oldu,sen hala basortusuyle ugrasiyorsun!"
    Ummu Hallad,bir Islam kadininin hayat gorusunu ve dusunce tarzini ortaya koyan su muthis cevabi verdi:
    "Oglumu yitirdiysem,hayami'da yitirmedim ya!"

    Müslüman! Zilletten kurtul, onurunu çiğnetme
    Zulmetme, zulmettirme, direnişi hiç terk etme

    Bil ki, hakları bedelsiz vermez, zulmeden alçak
    Özgürlük armağan edilmez, fethedilir ancak

    Kalk! İtiraz et, hesap sor; hakkını al zalimden
    Yoksa güç alıp, beslenir; suskun, zelil halinden

    Hakk’a vurulmuş zinciri, mutlaka kırmalıyız
    Baskı ve yasağa rağmen, Hakk’ı haykırmalıyız
     
    tesekkür ederim tahsin abi

    Herşeyi Bilen Hem Gizli Hem Aşikar Ve Bilinmek Yönünden Pür-Aşikar Olanın Adıyla...

    Herşeyi Bilen Hem Gizli Hem Aşikar Ve Bilinmek Yönünden Pür-Aşikar Olanın Adıyla...
    Ey Zat-ı Zü'l-celal! Arz-u halime seninle başlıyorum.
    -Estafirullah-

    Daha doğrusu yüklemi başlamak olan herşeye seninle başlıyorum.
    Sen, Henüz hiç bir şey yokken, ''hiç'' denen şey dahi yokken vardın biliyorum.
    Öylesine vardın ki ; varolmam için fanilerin muhtaç olduğu gibi bir başlangıca da ihtiyacın yoktu biliyorum.
    Çünkü bunları bana ''Sen'' bildiriyorsun
    Bense, senin bildirdiklerinin alemi ve sevdirdiklerinin aşığı olmanın bahtiyarlığıyla birikiyorum ''aşka, rüzgara , ayrılığa ve zamana...''
    Ve Sen yine bilmiyorsun;
    Tek vasıtasız sevilebilecek , ''ehad'' olan Allah'tır!
    Ondan gayrısıysa, ancak O'ndan ötürü sevilebilir...

    Ötürü Sevmelerimin Kahramanı! Kavuşmamız için bizi, gemileri karadan yürütmeye mecbur bıraksalarda, Mesafelerin , sevdamızdan yılma sebebimiz olacağına inansalar da, Zorlu yolları, aşk yolculuğunda yeni olmamızı bahane göstererek aşılmazmış gibi yansıtsalar da, Yeniliğimizin ,sevdamızın bağlı olduğu kaynaktan ötürü hiç bir zaman eskimeyişimizin ifadesi oluşundan olsalar da bi-haber, Yürek kentinin surlarını kuşatsa da , inançsızlığın hiçleştiriciliğiyle küçülmüş devler, Coşkunluğumuzun bir gençlık hevesi değil , ebedi bir müjdenin emaresi olduğunu anlamasada eller...

    Sana her ''kahraman''ım deyişimde , alnına nurdan harflerle Muhammed'i müjde nakşedilmiş binlerce yar-İstanbul ses verir sesime.
    Vaktiyle Fatih, Şehr-i İstanbul'u nasıl ki alnında ki müjdeden öpüp başına tac etmiş ise;
    Sen de: '' Allah için birbirini seven, Allah'ın savgisi üzere bir araya gelen ve bu sevgi ile birbirinden ayrılan iki kişi , başka gölgenin olmadığı günde Allah'ın gölgesinde gölgelenecektir.''
    müjdesiyle ötürü sevmelerimin kahramanı olup hüküm sürüyorsun kentimin-kendimin İstanbul edalı serüvenlerinde...

    Leylican!
    Her geçen gecenin her gelen güne açılan penceresinde gece rüyalarımdan gün düşlerime dönüşlerimde , hayatın fanisine yahut ebedisine biriken ümidlerim var saba dair. Bense ,hayata şükür ipinden tutunmak adına , daha önce uzanıp da elimde kalan iplerin arasında el yordamıyla tutanak ararken her seferinde ellerimde seni bulmamla serinleyen bir yangın yeriyim. Sana dair ümitlerimi tedavülden kalkmış sayanlara inat, yürek fermanıyla tedavülden kalktı senin dışında geçen tüm akçelerim...

    Ey Gül-i Siyah!(ım)
    Sen benim siyah aydınlığımsın; Günahın aldatıcı aydınlığına bürünemeyecek kadar sahici ve siyah,
    Ve tevbenin
    siyahlığı ardındaki aydınlık kadar beyaz!
    Bunların ötesinde, siyahın kolay kirlenebilirliğine meydan okurcasına , siyah olduğu halde kirlenmeyecek kadar maharetli ve temiz... Rahman'ın şükür gerektiren nimetlerinden olan
    Seni, izah etmeye güç yetiremese de kırık dökük kelimelerim ve titrek kalemim,
    Aşkın aşkınlığı karşısında mehçup eden sözler için bağışlanmak dilerim...

    DE Kİ, ALLAH İÇİN, NE YAPTIN BUGÜN?...



                    DE Kİ, ALLAH İÇİN, NE YAPTIN BUGÜN?...


    Kalbini bağla ki, Hâkk kemendine,
    Düşme, mahşer günü, yargı derdine,
    Sen, kendi yargıcın, ol da kendine,

    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..


    Bir gönül kapısı, bulup çaldın mı ?
    Bir sevgi seline, boyca daldın mı ?
    Bir dosta bedelsiz, selâm saldın mı ?
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Seher vakti kalkıp, vecde daldın mı ?
    Nûrlar dağılırken, payın aldın mı?
    Hâkk aşkına, kâlbi şâhid kıldın mı ?
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Bilmediğin, bilenlere sordun mu ?
    İlimle aranda, köprü kurdun mu ?
    Zarar ve kârını, hayra yordun mu ?
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Ezelî rızkına, râzı oldun mu ?
    Sabır sofrasında, lezzet buldun mu ?
    Îmânla şükredip, huzur doldun mu ?
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Gafleti, gayretle, yarıştırdın mı ?
    Alnını, secdeyle barıştırdın mı ?
    Bir akraba sorup, soruşturdun mu ?
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Kibir dağlarından, inip geldin mi ?
    Zorda kalmış, bir kişiyi bildin mi ?
    Sana borcu vardı, onu sildin mi ?
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Merhamette, Hâkk serveti buldun mu ?
    Komşu kederiyle, ortak oldun mu ?
    Bir yetimin, şevkâtiyle doldun mu ?
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Acılar görünmez, gözler baksa da,
    Her ateş, düştüğü yeri yaksa da ,
    Hasta, bir dost bekler, ümit yoksa da,
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Gönül gözlerini, açıp baksana,
    Veren, neler vermiş, dünyada sana,
    O' na gönderdin mi, bir hamd ü senâ ?
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..



    Gramla yazılır, yaptığın hasat,
    Bir zerre noksansız, çıkar yedi kat,
    Tükenen her nefes, kaybolan fırsat,
    De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..




     N.A

    BANA DA DUALARINIZI BEKLİYORUM İNŞALLAH

     DUALARIMIZI  KABUL EYLE

    YA RAB! 

    DE Kİ, ALLAH İÇİN, NE YAPTIM BUGÜN


    nur`um paylasımlarım için saol

    ALLAH YARİN OLSUN CANIM KARDESİM


    8 istek

    İmam-ı Şafii Hazretleri bir sabah namazdan sonra evine dönerken yolda birine rastlar.Adam önce selam verir iyi dilek ve duada bulunduktan sonra da'hayırlı sabahlar'manasında'nasıl sabahladın?der. Hazret-i imam nasıl sabahladıgını şöyle anlatır:Sekiz tane şeyin benden istendigini düşünerek sabahladım!:

    Adam şaşırır:Ya imam kim sizden 8 tane şey istiyebilir?sizin kimseyle takışık bir işiniz yoktur ki? Hazreti imam tebessüm ederek meseleyi açar: Bak benden her sabah kimler neler istiyorlar der ve şöyle izah eder:

    1)Rabbim benden farzını istiyor

    2)Resulullah benden sünnetini istiyor

    3)Aile çoluk çocuk günlük masrafını istiyor

    4)Nefis kendine tabi olmamı istiyor

    5)Şeytan arkasından gitmemi istiyor

    6)Kiramen katibin melekleri iyi şey yazdırmamı istiyor

    7)Geçen günler ihtiyarlanmamı istiyor

    8)Son olarak da Hazreti Azrail hazır olmamı istiyor.......

    İşte ben bütün bu isteklerin muhatabı olarak sabahlamış bulunuyorum.Her sabah bu sualler cevap bekliyor. Hazret-i şafii'yi dinleyen adam düşünmeye başlar.

    Bir kaç saniyelik tefekkürden sonra sorar: Ya imam bu saydıgın şeyler sadece sendenmi isteniyor yoksa bendende isteniyormu? İmam tebessüm eder :
    _Orasını ben diyemem sen düşün !......
    Adam başını aşağı eğer söylenerek devam eder:
    _Meger her sabah benden neler isteniyormuşta haberim yokmuş.Bende düşünmeliyim bunları!....
    _Ne dersiniz sizden de böyle 8 şey isteniyormu???...............


    July 27

    MUTLULUGUN SIRRI

      EĞER SEN DE, ALLAH’A İNANARAK;  

    * Hayatın güçlüklerine katlanabilecek kadar İNANÇ,

    * Geleceğin daha iyi olacağına inanacak kadar ÜMİT,

    * Doğru bildiklerin için mücadele edebilecek kadar CESARET,

    * Topluma, ailene, İslam’a faydalı olabilecek kadar SAĞLIK,

    * İhtiyaçlarına yetebilecek, zekâtını verebilecek kadar PARA,

    * Başkalarının daima iyi yönlerini görebilecek GÖZ,

    * Çevrenizdeki insanlara yardım eli uzatacak kadar CÖMERT,

    * İnsanlardan karşılık beklemeden yapabileceğin İYİLİK,

    * Hayatın zorluklarına karşı hayatı ve insanları kuşatacak SEVGİ,

    * Yastık kadar yumuşak ve rahat bir VİCDAN,

    * Dili, belini, kalbini, keseni ve gözünü haramdan saklayabilecek İRADE,

    * Gördüklerinin, duyduklarının düzelmesini bekleyebilecek kadar SABIR,

    * Günahlarını, noksanlarını itiraf edebilecek kadar FAZİLET,

    * En kötü halinde bile Allah’ dan razı olabilecek kadar ŞÜKÜR varsa,

     

    SEN MUTLUSUN DEMEKTİR


    ...


    Yarabbi sana Meryem in temizliğiyle gelmek istiyorum.Günahlarla kirlenmeme izin verme.

    Sana Musa nın duasıyla geliyorum.Şeytana uymam için peşimden koşanlardan kurtar beni.

    İsmail in tefekkürüyle boynumu büküyorum.Beni ve soyumu sana kul olarak yaşat.

    Sana İbrahim in şevkatiyle geliyorum.Sana gelmeme engel olan şeyleri bana gösterki onları kurban edeyim.

    Sana İsanın ruhuyla geliyorum.Beni katına almanı diliyorum.

    Sana yunusun duasıyla yalvarıyorum.Beni yutan nefsimi karanlıklardan kurtarmanı bekliyorum. Beni selamet sahiline ulaştır.

    Sana Yusuf un gömlegiyle geliyorum.Beni düştügüm ümitsizlik kuyusundan çıkarmanı diliyorum.

    Sana Muhammed in(asm) kullugu ve aşkıyla geliyorum.Ubudiyetimi Miraç ın sırrıyla taçlandırmanı diliyorum